Gönderen Nilgün Özcan | Kategori Röportaj | Tarih 18-01-2012
Oscarlı yönetmen Cameron Crowe’un filmi DÜŞLER BAHÇESİ’nde Scarlett Johansson’ı Matt Damon’ın canlandırdığı Benjamin Mee karakterinin hayvanat bahçesindeki bakıcı Kelly rolünde izliyoruz. Kelly, eşini kaybeden iki çocuk babası Ben ile yakın bir ilişki kuruyor. Hayata dair iyi hissettiren filmler arasında sayabileceğimiz film dram, duygu ve komediyi çok iyi bir oranda birleştiren bir hikayeye sahip. Kapanmış bir hayvanat bahçesini alan Benjamin, bu yatırımının ailesi için anlamını zamanla farkederken hayatları da bu olayla beraber başka bir yöne kayacaktır.
Risk alma, imkansız gibi görünen zorluklarla mücadele etmeye dair sıcak bir hikaye. Üstelik aynı ismi taşıyan Benjamin Mee’nin gerçek hayat hikayesinden ve kitabından uyarlama. Devamını oku »
Start Slide Show with PicLens Lite
Gönderen Nilgün Özcan | Kategori Röportaj | Tarih 16-10-2010
Tamirci bir baba, ev hanımı anne ve dört kardeş ile birlikte Fatih Karagümrük’te mütevazi bir hayat yaşayan Koray Nizamoğlu, “Umut Yolcuları” dizisiyle bir anda şöhreti yakaladı.
Star Televizyonunda yeni yayın döneminde büyük iddialarla ekrana gelen “Umut Yolcuları” adlı dizinin baş kahramanı olan Koray Nizamoğlu daha 13 yaşında ama sanat dünyasında daha şimdiden şöhreti yakaladı. Çok büyük iddiaları olduğunu söyleyen Karagümrük İlköğretim Okulu 7.sınıf öğrencisi olan geleceğin büyük yıldızı Koray Nizamoğlu, namı değer Ali ile babasının oto tamirhanesinde yaptığımız bu özel röportajı www.sinemagraf.com okuyucularının beğenisine sunuyoruz. Devamını oku »
Start Slide Show with PicLens Lite
Gönderen Nilgün Özcan | Kategori Röportaj | Tarih 03-02-2010
Ejder Kapanı kendini, içerdiği konusuyla, oyuncusuyla, müziğiyle, bol aksiyonlu sahneleriyle, gözünü kırpmadan izlettiren bir film. Hareketli çekimleriyle, dikkat çekici kurgusuyla, Türk Sineması’nda yerini, farklı bir yerde alacağını düşünüyorum. Ne zamandır adından bahsettiren Ejder Kapanı’nı hep gazetelerde okudum: “Galata Köprüsü, trafiğe kapatıldı, sabaha kadar çekim yapıldı.” “Fransa’dan teknik destek için ekip geldi.” “Film, 5 trilyon bütçeye sahip.” “Şu, oynuyor, bu oynuyor” ve bir sürü haber. .
Filmi de, basın gösteriminde o kadar uykusuzluğuma rağmen heyecanla izleyince, merak ettim doğrusu. İşin arka perdesini bir de ben kendi kulaklarımla duyayım dedim ve. . . Devamını oku »
Start Slide Show with PicLens Lite
Gönderen Nilgün Özcan | Kategori Röportaj | Tarih 18-01-2010
Bu hafta, Ortaköy’de, Saadet Işıl Aksoy ile buluştuk ve şu an gösterimde olan, başrolü Mert Fırat ile paylaştığı Başka Dilde Aşk filmi üzerine biraz konuştuk. İlk sinema deneyimi Yumurta (Semih Kaplanoğlu, 2007) ile 13.Saraybosna Uluslar arası Film Festivali, Valdivia Uluslar arası Film Festivali ve SİYAD tarafından En İyi Kadın Oyuncu seçilmişti. Başka Dilde Aşk’taki performansı ile de, 4.Uluslararası Bursa İpekyolu Festivali’nden, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ile döndü. Karşımda, başarılı, hırslı, akıllı, kendini geliştirmek ve hep daha iyi olmak için çabalayan, cana yakın, tatlı tatlı konuşan bir kız duruyordu. Gözlerinin içi gülüyor, pozitif enerji yayıyordu. Işıl ışıl parlayan bir kız vardı karşımda.
BAŞKA DİLDE AŞK’A DAİR
Mert Fırat, benim Kadir Has Üniversitesi, yüksek lisans oyunculuk bölümünden arkadaşım. Böyle bir proje üzerinde çalıştıklarını biliyordum ama o filme, benim de dâhil olacağımdan tabii ki habersizdim. Sonra bir gün Mert bana, “Seni, yönetmenimiz İlksen ile tanıştırmak istiyorum.” dedi. “Tabi, çok isterim.” dedim. Gittim, İlksen’le tanıştım. Hep birlikte oturduk. Sohbet ettik. Devamını oku »
Start Slide Show with PicLens Lite
Gönderen Nilgün Özcan | Kategori Röportaj | Tarih 07-01-2010
Pek çoğumuz onu, Kızsız Adam Kısa Film’i ile tanıdı. Mimikleri ile ona Türkiye’nin Jim Carrey’si deniyor. Aynı zamanda Doritos’un düzenlediği Hisseli Tatlar Kampanya’sının reklam yüzü. Bir yandan da tek kişilik gösterileri ile herkesi güldürmeye devam ediyor. Şimdi ise onu, 15 Ocak Cuma günü gösterime girecek olan ve başrolünü Hande Subaşı ile paylaştığı Gelecekten Bir Gün sinema filminde izleyeceğiz.
Aynı zamanda benim Kadir Has Üniversitesi’nden arkadaşım olan Hayrettin Karaoğuz’la, aslında Hayrettin Onur Karaoğuz’la geçen hafta buluştuk ve hayat hikâyesini tüm detaylarıyla ilk kez sitemize anlattı. Hem anlattı, hem güldürdü.
Adım Hayrettin Kaldı
Benim iki ismim var aslında. Hayrettin Onur. Bana ailem hep Onur diyordu. Ama ilkokulda yanlış yazdırmışlar. Hayrettin Onur Karaoğuz yerine, Hayrettin Karaoğuz yazdırmışlar. Böyle bir yanlışlık olmuş. İlkokulda Hayrettin kaldı. Dedik ki ortaokulda düzeltiriz. Ortaokula geçince ilkokuldaki arkadaşlarım ortaokula geldi, Hayrettin dedi. Sonra ortaokuldakiler liseye geldi. Tabi yine Hayrettin dediler. Sonra üniversiteye başladım. Dedim ki dört yıl dershaneye gittim. Herhalde kimse kalmamıştır. Hepsi üniversiteye başlamıştır. Üniversiteye başladım. Onlar da dört yıl dershaneye gitmiş, onlar da aynı üniversiteye geldi. Hayrettin dedi. Onlar her yere geliyorlar anlayacağın. Sonra böyle kaldı. Arkadaşım evi arıyordu mesela Hayrettin’le görüşebilir miyim diye annem de burada öyle birisi oturmuyor deyip kapatıyordu. O, Onur dediği için hep, Hayrettin aklına gelmemiş. Arkadaş sürekli aramaya başlayınca annem sapık zannetti. Yani evde Onur’um, dışarıda Hayrettin. Devamını oku »
Start Slide Show with PicLens Lite