Ölümsüzler: Tanrıların Savaşı – Immortals

IMMORTALS ” ÖLÜMSÜZLER” 3D

Merhametsiz, kana susamış Kral Hyperion (Mickey Rourke) ve ölüm saçan Heraklion ordusu Yunanistan’ın her köşesini yakıp yıkmakta, çok uzun yıllardır kayıp olan Epirus’un yayını aramaktadır. Kral, yenilmez yaya sahip olduktan sonra Olimpos’un Tanrıları’nı devirmek ve dünyanın tek hakimi olmayı planlamaktadır. Kral ve lejyonunun öne geçmek mümkün görünmemekte köyler tek tek yok edilmektedir. Taş ustası olan Theseus (Henry Cavill) Hyperion’un istilasında annesini kaybedince intikam yemini eder. Phaedra (Freida Pinto), Theseus ile karşılaştığında onun yıkımı durdurabilecek tek insan olduğunu anlar. Phaedra’nın yardımıyla Theseus yoldaş toplamaya başlar. Artık insanlığın geleceği için savaşmanın zamanı gelmiştir.

Yönetmen: Tarsem Singh
Yapımcı: Mark Canton, Ryan Kavanaugh, Gianni Nunnari
Oyuncular:
Henry Cavill, Luke Evans, Mickey Rourke, John Hurt, Kellan Lutz, Freida Pinto “Ölümsüzler: Tanrıların Savaşı – Immortals” yazısını okumaya devam et

Beni Unutma

“Beni Unutma”
En fazla ne kadar sevebilirsin?


Konu

Olcay (Açelya Devrim Yılhan) iş hayatında başarılı, genç ve bekar bir kadındır. Ciddi bir ilişki yaşadığını düşündüğü sevgilisi Hakan’ın (Kenan Ece) kendisini aldattığını acı bir şekilde öğrendiğinin ertesi günü Sinan’la (Mert Fırat) tanışır. Olcay’ın ilişkisinin bittiği gün Sinan da ani bir kararla nişanlısı Ebru (Tuba Ünsal) ile evlenmekten vazgeçer.

Olcay ve Sinan aşka inançlarını kaybettikleri bu günlerde tanışırlar ve bu tanışma, planladıklarından çok farklı şeyler yaşamalarına neden olur. Birbirlerinden etkilenirler ve yoğun bir duygusal ilişki yaşamaya başlarlar. Kısa bir süre sonra da evlenirler. Çok mutlu başlayan evliliklerinde Sinan’ın eski nişanlısı Ebru’nun Sinan’da yarattığı küçük rahatsızlıklar dışında bir sorunları yok gibidir. Ancak mutlulukları bir süre sonra beklenmedik bir şekilde bozulacaktır. Arkalarında bıraktıklarını düşündükleri eski ilişkileri onları bir türlü bırakmayacak, Olcay’da başgösteren bazı tuhaflıklar da aşkın, arkadaşlıkların ve insana dair bir çok duygunun sorgulanmasına yol açacaktır. “Beni Unutma” yazısını okumaya devam et

Görünmeyen

GÖRÜNMEYEN

Recep ve nişanlısı Ebru’nun, Recep’in doğduğu köye yaptıkları yolculuğun hikayesi kısaca şöyle: İki genç yola çıktıklarında tek bildikleri, evlilik kararlarını paylaşacakları ufak bir aile ziyaretine gittikleridir. Birbirlerine duydukları sevgiyle gözlerine “görünmeyen” bütün farklılıkları günyüzüne çıkaracak bu yolculuk, ikisini de biraz tedirgin ederken tarih ve kader, onlara beklediklerinin çok ötesinde bir sürpriz hazırlamıştır. 1936’da Ebru ve Recep’in ailelerinin aynı topraklar üzerinde karşılaştığı, dedelerinin o dönemin önemli bir misafirinin ziyaretine eşlik ettiği ortaya çıkar. O misafir, dönemin en parlak klasik müzik bestecilerinden Bela Bartok’tur. Paris’teki bir davette bir Türk kadınının mırıldandığı ezgiyi işittikten sonra Türk müziğini araştırmak, ezgiler ve türküler derlemek üzere binlerce kilometre katederek Adana’ya gelmiştir. Tek kaygısı sanat olan Bartok’un “görünmeyen” bir amacı olup olmadığını takibe alan devlet, peşine Ebru’nun büyükbabası Erol Soykan’ı takmıştır. Bartok’a, araştırma gezisinde Recep’in büyükbabası Ekrem Kıraç da eşlik etmiştir. Tıpkı Erol gibi Ekrem’in de bu ziyarete eşlik etmenin ötesinde ‘görünmeyen’ bir amacı vardır. “Görünmeyen” yazısını okumaya devam et

Gelecek Uzun Sürer

GELECEK UZUN SÜRER

SİNOPSİS

İstanbul’da bir üniversitede müzik araştırmaları yapan Sumru (28), ağıt derlemeleri ile ilgili yaptığı tez çalışması için birkaç aylığına ülkenin güneydoğusuna yolculuğa çıkar. Kısa süreliğine çıktığı bu yolculuk, hayatının en uzun yolculuğuna dönüşür. Bu yolculukta Sumru’nun yolu Diyarbakır sokaklarında korsan DVD satan Ahmet, Diyarbakır’da tek başına kalmış yıkık dökük kilisenin bekçisi olan Antranik amca ve bölgede sürmekte olan ‘adı konulmamış savaşa’ tanıklık eden pek çok karakterle kesişir.

Sumru, üç ay boyunca kaldığı Diyarbakır’da peşinde olduğu ağıtların hikayelerini ararken kendi ertelediği acısıyla da yüzleşir. Diyarbakır’dan Hakkari’de bulunan boşaltılmış bir dağ köyüne doğru yola çıkarken bu tehlikeli yolculuğa anlam veremeyen Ahmet’in “Neden bu köy, orada ne var?” sorularını yanıtsız bırakır. “Gelecek Uzun Sürer” yazısını okumaya devam et