Kaledeki Yalnızlık

KALEDEKİ YALNIZLIK

Futbol üzerine kurgulanmış bir film gibi görünse de içinde barındırdığı aile ilişkileri, yoksulluk, çaresizlik ve geçmişle hesaplaşmalar nedeniyle naif bir “kaybetmiş adam” hikayesidir aynı zamanda.
Kadrosu ile her karede izleyiciye oyunculuk ziyafeti vadeden bu film,  eşini kendi kullandığı arabada yaptığı trafik kazasında kaybetmesi ile bir anlamda hayata küsen bir babanın da öyküsüdür.
Maddi sıkıntılardan kurtulmak için babanın başvurduğu ihanet ve gurur öğelerinin yumuşak bir örgü ile iç içe sunulduğu film, varoşlarda yaşanan alt kültürü mümkün olan en sade dille yansıtıyor.

Nurettin (Numan Çakır),  futbolda parlak dönemler yaşarken geçirdiği trafik kazası sonucu hem eşini hem de geleceğini kaybetmiştir. Onu hayata bağlayan tek neden oğlu Feyyaz’dır (Tolga Sarıtaş). Nurettin, 3. Lige çıkma hayalleri kuran ve başkanlığını gayri işler yapan bir adamın yaptığı (Erkan Can)  amatör takımında
oynamaktadır
Futbolda kale, dramatik bir bölgedir ve çoğunlukla kaleciler saha içinde yalnızlardır.
Nurettin’in eniştesi (Menderes Samancılar) bir lunaparkta çalışmakta ve şans oyunları ile makus talihini değiştirmeyi düşlemektedir. Ablası (Nur Sürer) sıradan bir ev kadınıdır. “Kaledeki Yalnızlık” yazısını okumaya devam et

Ateşli Oda – Habitacionen Roma – Room in Rome

Ateşli Oda
(Room in Rome)

Özet

Yılın en kısa gecesinde, Roma’da bir otel odasında iki kadın, ruhlarına işleyecek bir deneyim yaşayacak. Bu gecenin sonunda, sabaha karşı, bu iki kadın ayrılacak ve ülkelerine dönecekler. Baş başa geçirdikleri 12 saat boyunca hayatlarını birbirlerine anlatacak bu iki kadın; kayıp zamanın sürprizleriyle, dört duvar arasında kalacak ve böylece yeniden özgürlüklerine kavuşacaklar. “Ateşli Oda – Habitacionen Roma – Room in Rome” yazısını okumaya devam et

Devlerin Günahı – There Be Dragons

Devlerin Günahı
(There Be Dragons)

Pişmanlık en  üzücü,  aşk en  güçlü histir..
Bağışlamaktan daha büyük bir hediye ise  olamaz…
Ve azizlerin bile bir geçmişi vardır…

Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini The Mission (Misyon ) ve The Killing Fields (Ölüm Tarlaları) filmleriyle iki kez Oscar’a aday gösterilen Roland Joffé üstleniyor. 1936-39 yılları arasında  İspanya Sivil Savaşında geçen bu büyüleyici hikaye muhteşem görüntüler ve epik bir anlatımla sinemaya aktarılmış.

Filmin başrollerini; Wes Bentley (American Beauty, Ghost Rider), Charlie Cox (Stardust, Casanova),  Olga Kurylenko (Quantum of Solace 007 James Bond kızı , Max Payne) Emmy Ödüllü oyuncu  Derek Jacobi (Gladiator, The Golden Compass),  Dougray Scott (Mission Impossible II, Ever After) ve Rodrigo Santoro (300, Che) paylaşıyorlar.

Londra’lı gazeteci Robert Torres (Dougray Scott) 1982 yılında İspanya’yı ziyaret ettiğinde Katolik bir grup olan Opus Dei’ye ait bir kitap hakkında araştırma yapmaktadır. Robert araştırmasının bilgilerini aldığı babası  Manolo Torres (Wes Bentley) ile konuşurken acılı bir hikayenin kahramanları ile tanışır. Manolo’yu Opus Dei’ye bağlayan kaynak grubun kurucusu  Josemaría Escrivá (Charlie Cox)’dır. Hikaye yirminci yüzyılın başlarında iki çocukluk arkadaşı olan  Manolo and Josemaría’nın hayatlarının yollarının ayrılması ile başlamıştır. “Devlerin Günahı – There Be Dragons” yazısını okumaya devam et

Şeytanı Gördüm – Akmareul Boatda – I Saw The Devil

Şeytanı Gördüm
(Akmareul Boatda – I Saw The Devil)

“A Tale Of Two Sisters (Karanlık Sırlar)”, “The Good, The Bad and The Weird”, “Acı Tatlı Hayat” gibi filmleriyle tanıdığımız ödüllü Güney Koreli yönetmen Ji-woon Kim’un yeni filmi “I SAW THE DEVIL / ŞEYTANI GÖRDÜM” 27 Mayıs 2011 de sinemalarda!

Konu:

Kyung-chul zevk için insanları öldüren tehlikeli bir psikopattır. Yıllardır peşinde olan polis henüz onun nasıl göründüğünü bile öğrenememiştir. Kyung-chul, emekli bir polis şefinin kızı olan Joo-yeon’u gözüne kestirir. Kızı acımasızca işkence edip öldürmeyi kafasına koyan katil, onu izlemeye başlar. Joo-yeon’un ölümü, gizli ajan olan nişanlısı Dae-hoon’u çok sarsar ve katili bulmaya karar veren adam, bunun için bir canavara dönüşmesi gerekse bile, öcünü almak için elinden gelen her şeyi yapacağına yemin eder. “Şeytanı Gördüm – Akmareul Boatda – I Saw The Devil” yazısını okumaya devam et

İhanet – Partir – Leaving

İHANET
(PARTIR – LEAVING)

“MUHTEŞEM BİR FİLM” – TELERAMA
“GÖRKEMLİ BİR AŞK HİKAYESİ” – LE JOURNAL DU DIMANCHE
“KRISTIN SCOTT THOMAS BÜYÜLÜYOR” – SCREEN DAILY
“DUYGU YÜKLÜ VE ETKİLEYİCİ BİR DRAMA” – LE PARISIEN
“KRISTIN SCOTT THOMAS’IN EN İYİ PERFORMANSI” – TELE OBS

Konu:
Suzanne kırklı yaşlarında, Güney Fransa’da yaşayan iki genç çocuk annesi bir doktor eşidir. Sürdürmekte olduğu burjuva hayatından sıkılan Suzanne, çocuklarını yetiştirmek için bırakmak zorunda kaldığı eski mesleği fizyoterapistliğe tekrar başlamaya karar verir. Kocası arka bahçelerine bir muayenehane açmasına izin verir. İnşaat işinin başındaki kişi ise daha önce hapse girmiş olan zor işlerin adamı Ivan’dır. Ivan ve Suzanne bir araya geldiklerinde aralarındaki çekim ani ve şiddetlidir. Suzanne herşeyden vazgeçip tutkularını doya doya yaşamaya karar verir. Aralarındaki çekim ve ihtiras tüm hızıyla sürüyorsa da, bu tutku engelleri aşmaya yetecek midir? “İhanet – Partir – Leaving” yazısını okumaya devam et