The Gunman

  TAKEN’IN YÖNETMENİNDEN  
 JAVIER BARDEM            SEAN PENN                 IDRIS ALBA    
            
Gerçek Av Başlasın 20 MART’TA SİNEMALARDA  

Uluslararası aksiyon-gerilim filmi THE GUNMAN’ de 2 Oscar ödüllü Sean Penn başrolde. Sean Penn’e filmde Javier Bardem, Idris Elba, Ray Winstone, Mark Rylance ve Jasmine Trinca eşlik ediyor. Film uluslararası çok satan THE PRONE GUNMAN kitabından uyarlanmıştır.
Sean Penn’in canlandırdığı Jim Terrier, devletin anlaşmalarını yapan eski bir ajandır.  Çalıştığı organizasyon tarafından ihanete uğramıştır. Bu olay onu saklanmaya, Avrupa ve Afrika’da kedi fare oyunu oynamaya zorlamıştır.
‘’No Country For Old Men’’ filmiyle Oscar kazanmış Javier Bardem, James Bond filminden tanıdığımız İdris Elba ve Altın Küre ödüllü Ray Winstone filmin başarılı oyuncu kadrosunu oluşturuyor.   “The Gunman” yazısını okumaya devam et

Kuralsız – The Divergent Series: Insurgent

    Kuralsız, toplumdaki uyumsuzların sonunun gelmesinden üç gün sonra, Tris ve Four’un, engellenmiş (engellenmiş muhtemelen yanlış çeviri.

Nereden engellenmiş, kafamda oturtamadım) olan Jeanine’in zihin kontrollü Cesurluk askerlerini yok etmek amacıyla Fedakarlık’a gelmesiyle başlıyor. Ancak zafer Tris’e korkunç bir kişisel zarar veriyor. Ailesini savaşta kaybederken, zihni ele geçirilmiş yoldaşı Will’i vurmak zorunda kalıyor.
Uyumsuz’daki gibi Kuralsız da, harabe halindeki duvarlarla çevrili Chicago kentinde geçiyor. Bu kentte hayatta kalanlar, yetenekleri, davranışları ve kişisel özellikleri baz alınarak beş gruba ayrılıyor. Fedakarlık kendini düşünmeyen, Dostluk barışcıl, Dürüstlük doğru sözlü, Cesurlık yılmaz ve Bilgelik zeki üyelerden oluşuyor. Hiçbir gruba dahil olamayanlar ise Topluluksuz olarak adlandırılıyor. “Kuralsız – The Divergent Series: Insurgent” yazısını okumaya devam et

Fokus – Focus

FOKUS “Focus”
“Mesele dikkat dağıtmak. Mesele odak. Beyin yavaştır ve birden çok görev yapamaz.
Onun burasına dokun, şunu şuradan al.”

Will Smith acemi dolandırıcı Jess’e (Margot Robbie) karşı duygular besleyen deneyimli aldatmaca ustası Nicky’yi canlandırıyor. Nicky, Jess’e işin inceliklerini öğretirken, Jess tedirgin edici ölçüde yakınlaşınca, Nicky ilişkiyi birden bire keser. Üç yıl sonra, eski aşk artık başarılı bir baştan çıkaran kadına dönüşmüş olarak Buenos Aires’te yüksek bahisli araba yarışları camiasında ortaya çıkar. Jess, Nicky’nin en son ve oldukça tehlikeli tezgahının en kritik noktasında onun planlarını alt üst, mükemmel dolandırıcıyı ise allak bullak eder. “Fokus – Focus” yazısını okumaya devam et

Pasolini

PASOLINI

“Onu kimin öldürdüğünü biliyorum!” demişti Abel Ferrara İtalyan gazetecilere Pasolini’nin son günlerini anlattığı filmini bitirince. Gizem, Pier Paolo Pasolini 1975 Kasım’ında, korku ve tutkunun hüküm sürdüğü, yoz ve bitik bir İtalya’da vahşice öldürüldüğünden bu yana ortadan kalkmadı.

Şair, yönetmen, gazeteci ve aydın Pasolini, İtalyan sanat ve siyaset çevrelerinin en tanınmış ve aynı zamanda en tartışılan isimlerinden biriydi. 1975’te Roma yakınlarında bir plajda, kendi arabasıyla ezilerek öldürüldüğünde bazı söylentiler ve zanlılar ortaya çıktı ama gerçek katil ne belirlendi ne de cezalandırıldı. 2005 yılında, bazı yeni kanıtların ele geçmesiyle vaka dosyası yeniden açıldı. Abel Ferrara, siyaset ve sinema tarihini bir arada ele aldığı, prömiyerini Venedik’te yapan son filminde işte bu karanlık olaya ışık tutmaya calışıyor. “Pasolini” yazısını okumaya devam et

İkinci Bir Şans – En Chance Till – A Second Chance

İKİNCİ BİR ŞANS / A SECOND CHANCE

Oscar ödüllü “In a Better World / Daha İyi Bir Dünyada” ve “Serena” filmlerinin yönetmeni Susanne Bier imzalı İKİNCİ BİR ŞANS / A SECOND CHANCE 20 Mart’ta vizyona giriyor. Ön gösterimlerinde izleyicilerin büyük beğenisini toplayan filmin başrolünde GQ dergisi tarafından Yılın Uluslararası Starı seçilen ve Game Of Thrones’taki Jamie Lannister rolüyle Türkiye’de sayısız hayranı bulunan yakışıklı aktör Nikolaj Coster-Waldau var.

Filmin konusu: Tecrübeli polis Andreas, güzel eşi Anna ve yeni dünyaya gelen bebekleri ile mutlu bir hayat sürmektedir. Ortağı ve yakın arkadaşı Simon ile beraber bir gün bir aile içi şiddet suçuna müdahaleye giderler. Eski bir mahkum olan Tristan ile kız arkadaşı Sanne’nin de Sofus adlı bir bebeği vardır. Sağlıksız bir ortamda fazlasıyla ihmal edilmiş olan bu bebeği kurtarmak için Andreas elinden geleni yapar ama kanunların bu duruma karşı yapabileceği pek bir şey yoktur. Bu olay, kritik bir karar vermek zorunda kalan Andreas’ın bütün hayatını ve adalet kavramına bakışını derinden etkileyecektir. “İkinci Bir Şans – En Chance Till – A Second Chance” yazısını okumaya devam et